Mübarek aylara girdiğimiz bu günlerde, zulmü ve kötülük dünyaya hala hükmediyor!

Mübarek aylara girdiğimiz bu günlerde, zulmü ve kötülük dünyaya hala hükmediyor!

 

Mazlumların ne sesi kalmış ne de direnme gücü. Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde Uygurlar esir kamplarında inim inliyor. Irak’ta ve Suriye’de Türkmenlerin sesi öyle bir hale gelmiş ki duyulmuyor artık. Ukrayna’da halk, savaşın gölgesinde aç, susuz ve çaresiz bir şekilde bekliyor. Bir de insanlığın son bulduğu ve vahşiliğin hüküm sürdüğü yer var; çocuklar, kadınlar, yaşlılar, aslında canlı ne varsa katledilen Filistin var.

 

Bu mazlumlar için adınız Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Hindu veya hiçbiri olmasanız, ne fark eder! Eğer bu kötülüklerin yanında değilseniz veya yaşadığınız kıta bu kötülüklerden uzaksa bile, insan olarak sessiz kalmak, bu kötülüklere ortak olmak anlamına gelir.

 

Her gün masum insanların zulme ve kötülüğe maruz kalması “öldürülmesi” mübarek bu aylarda kabul edilebilir bir durum değildir.

 

Her dinin kendine göre arınma kendine göre temizlenme ritüeli ve inancı vardır.

 

Örneğin Hristiyanlar oruçların en önemlisi ve uzun sürelisi Hz. İsa’nın çölde kırk gün boyunca tuttuğu orucun anısını yaşatmak üzere IV. yüzyılda başlatılan ve Paskalya’dan önceki kırk güne denk gelen oruçtur. (ERE V, 765-770)  

 

Yahudi takviminde oruç günleri, yılın farklı günlerinde tutulan toplam altı oruçtan oluşmaktadır. Bunlardan ilki Tevrat kaynaklı olup diğerleri yaşanan acı olayların anısınadır.  Yahudi takviminin ilk ayı olan ‘tişri’ (ekim) ayının onuncu günü tutulan ‘Yom Kippur’ (Af/Bağışlanma günü) orucu, tövbe amaçlıdır. Bugünkü Israil hükûmeti bunları yok sayar halede.

 

Hindu geleneğinde birçok farklı türde (Ay tutulması “Chandra Grahan” veya Güneş tutulması “Surya Grahan”, Maha Shivaratri, Navaratri ve Ekadashi), oruç bulunmaktadır ve bunlar çoğunlukla kişisel sadakat ve manevi gelişim ve ruhen arınma için yapılır. Hinduizm’de oruç, sadece belirli dönemlerde veya özel günlerde değil, aynı zamanda haftalık veya aylık bazda da gerçekleştir.

 

Dinimiz olan İslam’da oruç, İslam’ın beş temel ibadetinden biri olan Kur’an-ı Kerim’de Bakara suresi 185’de sıyâm kelimesi oruç tutmak olarak geçer, “savm” kelimesi ise kimse ile konuşmamak, susmak” anlamına gelir. Ayrıca Hz. Meryem kıssasında “sükût orucu” olarak bahsedilir. Ramazan ayı, İslam takviminde dokuzuncu aydır ve Kur’an’ın indirildiği aydır. Oruç, Allah’a yakınlığı artırmak için tutulur.

 

Müslümanlar ister Sünni ister Alevi olsunlar, orucu sadece fiziksel açlık ve susuzluğu deneyimlemekle kalmazlar, aynı zamanda manevi bir ibadet olarak görürler. Bu yolla sadece Allah’a yaklaşmakla kalmazlar, aynı zamanda sosyal sorumluluklarını hatırlamaya teşvik edilirler. Oruç, cömertlik, hoşgörü ve diğerlerine yardım etme gibi erdemleri pekiştirirler.

 

Oruç, nefsi kontrol (ıslah)etmeyi, kötü alışkanlıklardan kaçınmayı ve ruhsal temizlik sağlamayı amaçlar. Müslümanlar bu süre zarfında kötü düşüncelerden, kaba sözlerden, kötü davranışlardan, yalandan, hileden, hırsızlıktan, haksızlıktan, kibirden ve gerek siz tartışmalardan kaçınırlar. Bu nedenle, orucu tutan tüm insanlar hangi dinden olurlarsa olsunlar orucu sadece fiziksel açlığı deneyimlemesi değil, aynı zamanda manevi açlığını ve ruhsal ihtiyaçlarını da iyi bir insan olmanın da gereklerini karşılamak için oruç tutarlar.

 

 

Kötülük her dinde, ırkta kötüdür!

 

Dünya tarihinde bu kadar çok kötülüğü yaşamış, ikinci dünya savaşında soykırıma maruz kalmış bir halk, kendilerine yapılan kötülükleri Filistinlilere uygulaması anlaşılır bir davranış değildir. Israil hükûmetinin bu orantısız kötülüklerin sosyolojik, ekonomik, teolojik, antropolojik ya da psikolojik izahı vardır, vardır elbet amma ben bilemiyorum uzmanlar bir gün açıklama yaparlar.

 

10 Mart 2024’te Yahudilere uygulanan soykırımı gelecek kuşakların unutmaması için “Nationaal Holocaustmeuseum” Holokost müzesi açıldı.

 

Yazımı bilmeyenler için Holokost ’un açılımını anlatmak isterim “Holokost, Avrupa’daki Yahudilere karşı Nazi Almanya’sı (Hitler) rejimi tarafından devlet desteğiyle sistematik olarak gerçekleştirilen şu an Filistin halkının maruz kaldığı gibi zulüm, katliam ve insanlık suçu olan soykırımıifade eder.

 

Bu Holokost müzesinin açılışına Kralımız Willem-Alexander, Avusturya Cumhurbaşkanı, Alexander van der Bellen, Federal Konsey Başkanı Manuela Schwesig ve İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog katıldı.

 

Ancak, İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog’un katılımı, Hollanda’daki birçok vicdan sahibi insantarafından tartışmalara ve şiddetli protestolara neden oldu. Herzog, görünüşte ılımlı biri olarak biliniyordu, ancak Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarından sonra tavrının veya gerçek yüzünün ortaya çıkardı. İsrail’in Gazze Şeridi’ni işgal etmesinden kısa bir süre sonra Herzog, “Bütün bir ulus (Filistinlilerin tamamı) sorumludur” dedi. “Filistinlilerin hepsi bu işe karışmadığı söylemi kesinlikle doğru değildir diyerek masumları bile o kefeye koydu.

 

Dolayısıyla bu masumların katledilmesine, tabiri caizse, alenen onay vermiş oldu.

 

Herzog’un bu vahşi söyleminden sonra, Nazilerin Yahudi halkına yaptıklarını unutmamak için Holokost Müzesi’ni Hollanda’ya açmaya gelmesi oldukça çelişkili görüldü. Çünkü Naziler tarafından Yahudilere yapılan insanlık suçunu, kendi sağcı hükümeti ve lideri Benjamin (Bibi) Netanyahu’nun da 7 Ekim 2023’ten itibaren her gün sistematik bir şekilde Filistinliler üzerinde işlediği de dünyanın gözü önünde bir gerçektir.

 

İsrail hükümeti, bu küstah ve vahşi eylemleri güçlü olduğu için ya da haklı olduğu için yapmıyor, dünyada mazlumun yanında güçlü devletlerin ve liderlerinin olmaması sebebiyle Filistinli yada zulme maruz kalan diğer masumlarin bu vahşete ve soykırıma maruz kalıyorlar.

 

Diğer tarafta, Filistinlilerin din kardeşleri olarak adlandırılan İslam topluluğu var; onlar da oruç tutuyor, dualar ediyor, tövbe ediyorlar, ancak İsrail’e karşı daha etkili bir mücadele vermiyorlar yada veremiyorlar. Bu yazıldıklarım yanlış anlaşılmasın, ben hümanist  bir insan olarak şiddete karşıyım. Kastettiğim, Güney Afrika gibi hukuki baskılar, diğer duyarlı ülkeler gibi siyasi baskılar, ticari yaptırımlardan bahsediyorum. Müslüman ülkeler ticari işleri, bu vahşi hükümetle olan ilişkilerini hiçbir şey olmamış gibi sürdürüyor. Tutulan oruçlar, yapılan tövbeler, edilen dualar, maalesef sadece duyarlı vatandaşlarının gözlerini boyama ve göstermeliktir.

 

Allah, sizi bu mübarek ayda ıslah ve vicdan sahibi kılsın.

 

Çok şükür Dünyadaki ve tabii ki de İsrail’de vicdan sahibi insanlar, İsrail-Filistin savaş sonrası, İsrail’in Filistinlilere uyguladığı zulüm ve kötülükler için Holokost müzesi benzer bir soykırım müzesi açılacağı da bir geçek.

Umarım mübarek bu günlerde, her dinin mensupları için iyi dindar ve iyi insan olma adına tutulan orucun mükâfatı olarak bu şiddet sona ersin.

 

Bu mübarek ayda savaşların, zulümlerin, kötülüklerin bitiği ‘Barış içinde” huzur dolu, mutlu, sağlıklı, sıcak ve sakin bir şekilde geçirmeniz dileği ile Ramazan ayınız mübarek olsun.

 

Sağlıkla esenlik barış içinde kalın

 




Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
Haber her gün e-postanıza gelsin

Haber her gün e-postanıza gelsin

Yeni haberleri e-postanıza ulaştırmamız için mail adresinizi girmeniz yeterli.

You have Successfully Subscribed!