Türk kökenli milletvekillerinin ihracına ne dediler?

Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri milletvekillerinin partilerinden ihraç edilmesine tepki gösterdi.

Hollanda’da iktidar ortağı PvdA’nın Türk kökenli milletvekilleri Selçuk Öztürk ile Tunahan Kuzu’yu partiden ihracı Türk toplumu tarafından tepkiyle karşılandı.

Milletvekillerini, Hollanda’daki bazı Türk kuruluşlarına yöneltilen “şeffaf olmadıkları ve entegrasyonu engellediklerine” ilişkin iddiaları kabul etmedikleri için ihraç eden PvdA’nın tavrını eleştiren Türk sivil toplumu kuruluşlarının temsilcileri, Kuzu ve Öztürk’e destek mesajı verdi.

“Türk kökenlilerin politik katılımlarına darbe”

Hollanda Diyanet Vakfı’na bağlı 146 caminin üye olduğu Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu (HTİKDF) Başkanı Arif Yakışır ırkçı açıklamaların bile ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği Hollanda’da iki milletvekilinin düşüncelerinden dolayı ihraç edilmelerinin oldukça manidar olduğunu kaydetti.

PvdA’nın aldığı ihraç kararını doğru bulmadıklarını, buna ilişkin bir kınama yazısının partiye göndereceklerine değinen Yakışır, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu iki kardeşimiz toplumla iç içe, toplumun sorunlarını dinleyen, bunları çözmeye çalışan kimseler. Partiden atılmalarını doğru bulmuyor, sonuna kadar arkalarında olduğumuzu ifade ediyoruz. Arkadaşlarımızın susturulmaya çalışılması demokrasiye aykırı. Köklü bir parti olduğunu iddia eden PvdA’nın aldığı bu tutum anlaşılmazdır. Önümüzdeki yıl yerel seçimler var partinin bu tutumuna sandıkta cevap verilmeli.”

Kuzey Hollanda Milli Görüş Federasyonu (MGNN) Kurumsal İletişim Başkanı Yusuf Altuntaş da bu noktadan sonra geri adım atılmasının söz konusu olmadığını belirterek, toplumun iki milletvekilini desteklemesi gerektiğini ifade etti. “Yapacağımız tek şey bu arkadaşlara destek olmak” diyen Altuntaş, şu ifadeleri kullandı:

“İki kişi ihraç edildi, hiçbir şey olmamış gibi davranmamızın anlamı yok. Geri adım atmak mümkün değil bu noktadan sonra. Muhakkak hukuki süreç başlar ama bizim arkadaşlarımıza destek olmamız lazım. Partinin tutumu düşünce özgürlüğüyle bağdaşmıyor.”

Türkevi Araştırmalar Merkezi adına bir açıklama yapan Ahmet Suat Arı “Türkevi Topluluğu olarak Kuzu ve Öztürk’e karşı sergilenen tavrı esefle kınıyoruz. Böylesi bir ilkel hazımsızlığa Hollanda’da şahit olmaktan da üzüntü duyuyoruz. Üzüntümüz böylesi bir olayın Hollanda gibi demokrasi konusunda diğer ülkelere ahkam kesen bir ülkede olmasından dolayı bir kat daha artmaktadır. Umudumuz parti üyelerinin bu hatayı düzeltip çok sesliliğin gereğini yapmak için gereken girişimde bulunmalarındadır.” dedi. Ahmet Suat Arı “Bu yaşanan durum münferit gibi görünse de aslında yapısal bir sorunun dışavurumudur. Bu aynı zamanda özellikle göçmen kökenlilere yönelik ukala, ayrımcı ve tepeden bakan anlayışın gün yüzüne çıktığı bir durumdur. Nitekim olayların bu noktaya gelmesinin sebeplerinden birisi olan Asscher’ın Türk kuruluşlarını gözlem altına almak istemesi ne demokrasilerde ne de hukuk devletinde mümkündür. Hem de bu kuruluşlarla ilgili yaptırılan araştırmadan çıkan sonuçların herhangi bir sorunu ortaya koymamasına rağmen!” ifadelerinde bulundu.

Güney Hollanda Milli Görüş Federasyonu (NIF) Kurumsal İletişim Başkanı Hasan Hüseyin Göğüş de, iki milletvekilinin ihraç kararının Hollanda’daki Türk kökenlilerin siyası katılımlarına darbe vurduğunu söyledi.

Türk kuruluşlarının demokratik teamüllere aykırı alınan bu kararı kaygıyla izlediğini anlatan Göğüş, “Politikada aktif olan Türk kökenli siyasetçilerin konumlarını gözden geçirdiği gözlemlenmekte, bu gerçekten kaygı verici. Devlet Türklere güven duyduğunu tekrar göstermeli. Siyasete güven yeniden tesis edilmeli” diye konuştu.

Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) Hollanda Başkanı Mehmet Salih Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk toplumun bazı söylemlerle ötekileştirilmeye çalışıldığını kaydederek, “Partiden ihraç edilen gönlümüzden ihraç edilmedi” dedi.

Genel anlamda Batı Avrupa’da artan bir İslamofobi dalgasının bulunduğuna işaret eden Kaya, düne kadar örnek olarak gösterilen Türk toplumunun birden sert eleştirilere muhatap olmasını anlayamadıklarını dile getirdi.

Kaya, sosyal demokrat olduğunu ileri süren PvdA’nın aldığı bu anti demokratik kararı anlamakta zorlandıklarına vurguladı ve bu durumun diğer siyasetçilerin durumlarını gözden geçirebilmelerine yol açabileceğini ifade etti.

Toplumu temsil eden milletvekillerinin düşüncelerini dile getirmelerinden daha doğal bir şeyin olamayacağının altını çizen Kaya, şunları söyledi:

“Bunun susturulmaya çalışılması PvdA’ya yakışmadığı gibi demokratik de değil. Kanaatimce parti Hollanda’da giderek büyüyen sağ kitleden oy alabilmenin hesabı içinde. ‘Türk ve Müslümanlara biraz daha baskı yaparsak sağ oyları alabiliriz’ düşüncesi olabilir. Kapanan kapılar ardından yenileri açılır. Belki bu durum yeni partilerin kurulmasına da yol açabilir. En önemlisi birlik ve beraberliğimizi bozmamamızdır.”

Tunahan Kuzu ve Selçuk Öztürk, aynı partiden Başbakan Yardımcılığı yapan Lodewijk Asscher’in, şeffaf olmadıklarını ileri sürdüğü bazı Türk kuruluşlarını ikinci kez araştırmaya tabii tutma isteğine karşı çıkmış, bu durum PvdA’da tartışmalara yol açmıştı. Eylül ayında olumlu çıkan ilk araştırmanın sonuçlarını yetersiz bulan Aascher, söz konusu kuruluşların şeffaf olmamalarının entegrasyonu olumsuz etkilediğini, bu yüzden yakın takibe alınmalarını istemişti.

Kuzu ve Öztürk ise bu tutumun adı geçen kuruluşları ötekileştireceğini belirterek, başbakan yardımcısının uyum politikalarını eleştirmişti. Bahsi geçen kuruluşların kanunlar çerçevesinde faaliyet gösterdiğini belirten iki milletvekili ikinci bir araştırmanın güvensizliğe yol açacağını dile getirmişti. Parti yönetiminin, tutumlarını değiştirmelerini istediği Kuzu ve Öztürk’ün geri adım atmaması üzerine ihraç kararı aldığı bildirilmişti.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *