MEMLEKETİM…..MEMLEKETİM?

İlkokuldan sonra Türkçe ve İngilizce eğitim yapan Kadıköy Koleji’ne başladığımda babamın cami cemaatindan bazıları duyuracak şekilde “Hoca oğlunu gavur mektebine vermiş” diye söylenmişler. Rahmetli babam ise daima “BİR LİSAN, BİR İNSAN” der, kardeşimi ve beni bir yabancı dil öğrenmeye teşvik ederdi.

O günlerin üstünden elliyi aşkın sene geçti. Dünya bambaşka hale geldi. Teknoloji öyle gelişti ki artık ülkeler bir ekran kadar yakın, başka kıtalardaki tanıdıklarınızla istediğiniz an görüntülü telefon görüşmesi yapabiliyorsunuz, oturduğunuz memleket neresi olursa olsun çevrenizde başka onlarca, yüzlerce ülkelerden gelen insanlar var, dilleri farklı, kültürleri farklı, dinleri farklı amma hepsinde bir ortak taraf var: İçinde oturdukları memleket. O aynı.

Göçler zorunlu ya da macera amacıyla, savaşlar ve tabi felaketler insanları birden bire memleketim dedikleri yerlerden ediyor. Geçici olarak yurt edinmeler var. Bir de yola çıkıp kendine yeni memleket edinmeler var. Bütün bu gelişmeler “Benim memleketim neresi?” sorusuna verilecek cevabı giderek zorlaştırıyor!

Türkiye’den geçici olarak Hollanda’ya çalışmaya gelen neslin üçüncü, dördüncü kuşağı şimdi burada büyüyor, okula gidiyor çalışıyor ve buranın yerli insanları gibi başka ülkelere taile gidiyorlar.

Uluslararası jeopolitik gelişmeler insanları göç ya da iltica etmeye zorladıkça toplumsal barışın karşı karşıya kaldığı baskı artıyor.

Eskiden başka ülkelerden işgücü ithal edenler şimdi mülteci akımı ile başa çıkmaya çalışıyorlar. Avrupa’daki insanların çoğunluğunun hafızaları kısa zaman dilimlerini hatırlayabildiği için bir müddet sonra kendi içlerindeki yabancı kökenlilerin davet ettikleri işçilerin nesli mi, yoksa merhamet gösterip veya uluslararası anlaşmalara uyup da buyuru ettikleri mültecilerin nesli olduğunu ayırt bile edemeyecekler. Kendi durumları geriye gittikçe günah keçisi arayanlar aşırı sağcı popülist ve ırkçı politikalara prim verecekler. Toplumsal barış gittikçe kırılgan hale gelecek ve ülkenin büyük ihtiyacı olan genç ve enerjik nesil ise sırf saçının veya cildinin rengi, dili veya dini veya değişik kültürü yüzünden verimsizliğe itilme tehdidi ile karşı karşıya kalacaktır.

Bugünlerde çok kritik bir dönemden geçiyoruz, elimizdeki büyük potansiyeli değerlendirmek, dışlanmışlığı, başkalaştırılmışlığı fırsatlara çevirmek zorundayız. Elimizdeki kuvvet ise sahip olduğumuz zenginlik olan kültürel çeşitliliğimiz. Bizim toplum, atalarının geldiği ülkeyi vatan gibi görürken, içinde büyüdüğü, yetiştiği ülkeyi de ikinci vatanı yapma gücüne ve potansiyeline sahiptir. Çift kültürlü, çift dilli, hatta çift uyruklu olmak birer zenginliktir.Bulunduğumuz duruma bu açıdan bakmalı ve daima bu zenginliği toplumun yararına değerlendirebileceğimiz yollara başvurmalıyız.

Yetiştiğin kültürün yanısıra bir başka kültürü de taşımak bence bulunmaz bir nimettir; yeter ki iyi değerlendirelim. Hollandalı gençliğin yarıdan fazlası yüksek eğitimdeyken bitirince başka ülkelere, diyarlara gidip, yeni bir dil öğrenmek, yeni kültürleri tanımak ve böylece kendisini küresel bir insan olarak yetiştirmek isterken, biz niye taşıdığımız iki kültürün de sentezini yapmayalım? Bu artılarımızın Hollandaya ne katkıları oluru araştırmayalım? Neden memleketim deyince iki memleketi kastetmeyelim. İşin aslına bakarsan bir iki ülkenin nimetlerinden kolayca faydalabilecek hale gelmişiz. Hollanda Türkiyede ikinci büyük yatırımcı ülke ise, Hollandalı işletmelere Türkiye’deki işlerinde en kolay yardımcı olabilecek elemanlar bizim toplum içinden çıkar. Türkiye’yi atlama taşı yaparak Türkiye’nin doğusundaki ülkelere ticari olarak açılacak olan işletmeler için de oraların kültürüne aşina olanların katkısı tartışılmaz.

Bütün bunlar iyi güzel de çektiğimiz ayırımcılık, dışlanmak, geri kalmaya, marjinal olmaya itilmek ne olacak?

Burada Kadıköy Koleji’ndeki başöğretmenimin devamlı tekrarladığı öğüdü hemen aklıma geliyor: “Evlatlarım unutmayın öpülecek tek el KENDİ elinizdir!”. Kendimizi anlatmak, yeniden tanıtmak ve artı değerimizi göstermek ancak ve ancak kendi elimizle olacak, başkalarının eliyle değil! Hollanda’ya ne kadar bağlı olduğumuzu, Hollanda için neler yapabileceğimizi, Hollanda’nın kültürünü taşıdığımızı, dilini Hollandalılar kadar konuştuğumuzu her zaman var gücümüzle ortaya koymalıyız.

Çünkü bizim akranlarımızdan eksiğimiz yok. Kendi zenginliğimizi biz üstüne basa basa anlatmalı ve göstermeliyiz. Bunu başkalarından bekleme lüksümüz yok. Bizleri “biz” olduğumuz için, “zenginliğimiz” için kabullenmeliler yoksa “azınlık”olduğumuz veya “zayıf ve mazlum” olduğumuz için değil. Gözümüzü ve kalbimizi Hollanda’ya odaklayarak geleceğimizin sağlam temellerini atma yolunda toplumsal seferberliğe başlamanın zamanı geldi ve geçmek üzere. İş başa ve elimize düştü. o yüzden ‘Memleketim ve Memleketim’ diyelim.

İNSANLARIN DOSTU BİR DOSTUN ARDINDAN….
Gerçekten 40 yılda ilk kez eşimle birlikte başka bir kıtaya tatile çıktık, Üç gün sonra 1979’tan beri arkadaş ve ailece dost olduğumuz, Leiden’deki Türklerin hamisi, yorulmaz cemiyetçi Hacı Hasan Güney’i kaybettiğimizin haberini üzüntü ile aldık. Türk İslam Kültür Cemiyeti’nin unutulmaz başkanı, toplumumuzun birliği ve dirliği için yılmadan çalışan, Leidene dışardan gelen Türklere evini açıp ağırlayan, insan sevgisi ile dolu aziz insan Hacı Hasan yeri doldurulamayacak bir boşluk bırakıp ahirete göçtü. Ben Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu’nda yöneticilik yaparken çok organizeleri, etkinlikleri birlikte yaptık. Federasyon yönetim kurulu üyesi olmadı ama ateşli bir federasyoncu idi. Toplumun haklarının savunulmasının ancak büyük bir birlik ve beraberlikle olacağına inanır, o yolda usanmadan çaba gösterirdi. Leiden Camii’nin bugünkü konumuna gelmesi, Leiden’deki Türklerin birlik ve beraberliğinde hep Hasan Güney’in emeği vardır.

Genç nesiller Hasan Güney’in yaşamını incelerlerse toplum için fedakarlığın, insanları kayıtsız şartsız sevmenin ne olduğunu öğrenirler. Hasan Güney Hollandaya işçi olarak gelip de edindiği çift zenginliği Leiden’deki Hollandalı ve Türklerin refahı ve huzuru için harcayan bir cemiyet insanı idi. Mekanı cennet olsun.




One thought on “MEMLEKETİM…..MEMLEKETİM?

  1. Cemal Rodoplu

    Hacı Hasan Güney’in vefatına (kaybına demiyorum) üzüldüm, ama, Cennet’in güzelliklerinde dinleneceği için de çok sevindim. Allah rahmet eylesin.

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *