Bir ömür yeter mi İstanbul’u keşfetmeye?

Geziyorum, kimsenin dikkate dahi almadığı gösterişten uzak Yeşil bir Sütun karşıma çıkıyor…

Araştırıyorum ve rivayetin oldukça zengin ayrıntıları olduğunu öğreniyorum. Şöyle ki:
Dönemin kudretli padişahı Kanuni Sultan Süleyman oğlu şehzade Mehmet için dönemin zirve isimlerinden Mimar Sinan’dan bir cami yapmasını ve bu mabedin İstanbul’un tam orta noktasında olmasını emreder. O yıllarda İstanbul sadece Suriçi’nden oluştuğu için, şehrin ölçülebilir fizikî bir gövdesi mevcuttur. Mimarbaşı Sinan tarafından birtakım detaylı hesaplamalardan sonra, Suriçi’nin “geometrik ağırlık noktası” milimi milimine tespit edilir. Bu yöntem, karmaşık alanlı levhaların “G” noktasının bulunması prensibinden yola çıkılarak hesaplanmıştır. Sıra yekpare, parlak yeşil granit silindirik bir sütunun dikilmesine gelmiştir. Bu taş aynı zamanda kıble yönünü işaret eder.

Sütunun olduğu nokta, inşa edilecek caminin avlusunun güney kısmına tam oturacak şekilde ayarlanır. Daha doğrusu, caminin avlusu, bu merkezle kesişecek şekilde tasarlanır ve ardından cami inşa edilerek 1548’de tamamlanır.
Mimar Sinan’ın ‘çıraklık eserim’ dediği Şehzadebaşı Camii.

EYÜP-SARAYBURNU AKSI BAZ ALINIR
Mimar Sinan’ın Şehzadebaşı Külliyesi’ni yaparken Eyüp’ten Sarayburnu’na İstanbul’un geometrik merkezi hesapladığı söylenegelmiştir. Çeşitli ölçümlerden sonra orta noktanın Şehzadebaşı Külliyesi’ndeki Şehzade Mehmet Türbesi’nin yanına rastladığını belirlemiş ve oraya bir mermer sütun dikmiştir. Bu nokta bugün Şehzadebaşı ile Dede Efendi Caddelerinin kesiştiği noktadaki, Şehzadebaşı Camisi’nin dış duvarının köşesine denk düşer. Güney ve doğu duvarlarının birleştiği bu noktada altı ve üstü demir millere oturtulmuş bir mermer sütun bulunmaktadır. Sütun, yol seviyesinin yükseltilmesi nedeniyle hayli derine göçmüş; dahası dönme işlevini maalesef kaybetmiş.
Annemin yıllardır kullandığı bir sözü geçer aklımdan: ‘’Kızım, iyi bak!’’ Adım adım İstanbul’u dolaşırken iyi bakın çevrenize. Buram buram tarih kokan açık hava müzesi şehrimizin her adımı, her köşesi anlatılmayı bekleyen bir masal…

İstanbul Boğazı’nda ilk Osmanlı gemilerinin anısına yenilenmiş nostaljik vapur turu deneyimin adı Le Vapeur Magique.

Her sabah serpme Antakya kahvaltısı, öğle ve gün batımında sunulan leziz yemekler, canlı müzik eşliğinde sunulurken Boğazın eşsiz güzelliklerine şahit oluyorsunuz. 3D Öz çekim müzesinde, ünlü tabloların içine girerek harika kareler çekebilirsiniz. Kişiye özel drone çekimleri size Boğaz Manzaralı İstanbul hatırası olarak güzel bir deneyim sunacaktır. 2 saat süren bu deneyim Pazar hariç her gün sunulmaktadır. Sempatik garsonları ve müzisyenlerin enerjisi güne tebessüm ile başlamanıza sebebiyet verecektir.

Emirgan’da Boğazın göz kırptığı ihtişamlı Atlı Köşk
Her fırsatta muhakkak hayranlıkla ziyaret ettiğim Sakıp Sabancı Müzesi, zengin bir hat ve resim koleksiyonunu bünyesinde barındıran ve düzenlediği geçici sergilerle birçok ünlü sanatçının eserlerine ev sahipliği yapan bir sanat müzesidir. 2002 yılında ziyarete açılan müze, İstanbul’da Boğaziçi’nin en eski yerleşimlerinden Emirgan’da bulunan Atlı Köşk’te hizmet vermekte.
“Picasso İstanbul’da” ve “Heykelin Büyük Ustası Rodin İstanbul’da” sergileriyle son yıllarda uluslararası alanda dikkat çekmeyi başarmıştır. Bu sergi, Müze Müdürü Nazan Ölçer’e etkinlik dalında İstanbul Turizm ödülünü kazandırmış durumda.

Müze ve Atlı Köşk]’e ulaşmak için size farklı duygular yaşatan muhteşem bir bahçe alanından geçiyorsunuz. İlk karşınıza Atlı Köşk çıkıyor. Üst katında sergilenen ve Osmanlı hat sanatının önemli eserlerinden oluşan Osmanlı Hat Koleksiyonunda nadir el yazması Kur an-ı Kerimler de yer alıyor. Ayrıca kıtalar, murakkaalar, levhalar, hilyeler, ferman, berat ve menşurlar ile hattat aletlerinin yer aldığı geniş bir koleksiyonunu muhakkak ziyaret edin. Ambiyansı sizi büyüleyecektir.

Müzenin resim koleksiyonunda ise erken dönem Türk resminin örnekleri ile Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde İstanbul’da çalışmış Fausto Zonaro ve Ivan Ayvazovski gibi yabancı sanatçıların eserlerinden oluşmakta. Koleksiyonda eserleri bulunan yerel sanatçılar arasında Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Fikret Mualla ve İbrahim Çallı gibi isimler mevcut.

Sabancı Ailesinin köşkte yaşadığı dönemde kullandığı Atlı Köşk’ün giriş katındaki üç oda, 18-19. yüzyıl dekoratif sanat eserleri ve mobilyaları barındırmaktadır. Müze bahçesinde ise Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden arkeolojik ve taş eserler sergilenmektedir, hatta mermerli havuzlar ve kaplumbağaları görebileceğiniz, çeşit çeşit ağaçların arasında yürüdüğünüzde kuşların cıvıl cıvıl sesleri size eşlik edecektir. Her ziyaretimde ayrı bir keyif ve heyecan yaşatır bana. Özellikle benim gibi Sakıp Sabancı hayranı iseniz muhakkak Atlı Köşk’te özel eşyaları bölümünü bir göz atın derim.

Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı etkinlikleri kapsamında “Rembrandt ve Çağdaşları – Hollanda Sanatının Altın Çağı” sergisi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM)’nde 21 Şubat 2012’den itibaren sergilenmişti.

Hat Sanatına merakınız var ise muhakkak şu an Şehzade Abdülmecid Efendi ve Hat Sanatı sergisini izlemeye gidin. 30 Ekim 2022 tarihine kadar uzatıldı.
Ressam David Hockney’nin büyük bir heyecan ile resmettiği bahar resimlerini görmekte bu aralar size yazın ortasında yüreğinizi ferahlatacaktır. Der k; ‘’Her bahar geldiğinde inanılmaz heyecanlanıyorum. Bu büyük ve kendime güvenerek işleyebileceğim bir temaydı: Doğanın sonsuz çeşitliliği’’ – David Hockney

Müze ziyareti sonrası eşsiz Boğaz Manzarasını bir de Sabancı Ailesinin gözünden izlemenizi tavsiye ederim. Hemen yanı başında bulunan restoranda bir öğle yemeği ya da tatlı eşliğinde nefis bir çay size keyif verecektir. Sanat ile dolu bir gün sizi farklı bir evrene taşıyacaktır. Programlarını takip edin, sabahın erken saatlerinde bahçenin terasında yoga dersleri. Belirli tarihlerde yine Boğaza nazır açık hava sinema zevki yaşayabilirsiniz. Çocuklara ayrı programlar belirleniyor. Tüyo: salı günleri giriş ücretsiz.

‘’Dünyanın en iyi 50 Restoranları’’ listesinde yine, yeni, yeniden…
Yine heyecanla 18 Temmuz tarihinde ‘’The World’s 50 Best Restaurants’’ listenin açıklanmasını dört gözle beklerken ‘’51-100’’ Listesi açıklandı. Yine şaşırtmayan ve çok başarılı bulduğum Mehmet Gürs’ün Marmara Pera Otelinin rooftop’unda bulunan, muhteşem manzaralı Mikla’sı bir kez daha ‘’Dünyanın En İyi Restoranları’’ listesinde 86. sırada. Partnerinizle romantik bir akşam için tavsiye ederim.

Gurur verici bu gelişmenin ardından 20. yılını kutlayan ödül töreni, gastronomi dünyasında ünlü uluslararası şefler ve yemek gazetecilerinden, seyahat eden gastronomlara kadar 1080 bağımsız otoriten oluşan oylama paneli tarafından değerlendirilerek hazırlandı. Merakla ilk 50’de yer alan Türk kökenli şeflerimizden bir isim yer alacak mı bayram sonrası göreceğiz.

Sevgi ve saygı ile iyi bayramlar dilerim.

 

 

 

 

Meltem Şat kimdir?

MELTEM ŞAT Hollanda Maastricht doğumlu. Uzun yıllar Hollanda’da yaşadıktan sonra 10 yıl önce İstanbul’a taşındı. Şu an ağırlıklı olarak yabancılara genel danışmanlık ve çeviri hizmeti sunuyor.

 

 




Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!