Bizi biz ötekileştirdik

Bilenler bilir, benim toplumsal ve siyasi gündemi, bizi konuştuğum Gizem ve Berkay isminde iki genç sosyal bilimci arkadaşım var. Fırsat buldukça biraraya gelir, gündeme dair konuları konuşup, tartışır ve gazetede ki köşemde yazarım.
Bu sefer yeni yılın ilk gününde buluşmak nasip oldu. Benim adet olduğu üzere diye yayımladığım yeni yıl mesajımdan alıntlar yaparak söze girdi Gizem.
Savaşların, acıların, felaketlerin geride kalması umuduyla… Yeni yıl, yeni yeni beklentiler, yeni yeni umutlar, yeni yeni heyecanlar, yeni yeni başlangıçlar ve yeni temeniler demekti. Yeni bir yıla girerken inadına mutlu, inadına umutlu, inadına sevgi dolu bir yıl dilemekti.
Geleceği oluşturacak her yeni günün, bir önceki günden daha mutlu ve daha huzurlu olması temennisiydi, yeni yılın tüm insanlığa barış, huzur ve güven getirmesini dilemekti diyen yeni yıl mesajımın dilek ve temenni olarak kalmaması ve tecelli etmesi için, içtenlikle dua ettiğini söyledi Gizem.
Gizem’in konuşmasının bitmesini sabırla bekleyen Berkay aldı sözü ve ekledi, “Abi siz iyi bilirsiniz, hemen herkes lobicilikte sınıfta kaldığımızdan şikayet eder. Siyasi ve diplomatik krizlerin komşuluk hukukunu dahi aşındırdığından bahseder. Öte taraftan anlı şanlı sivil tolum örgütleri, diplomatik krizlerin hesabını sormayı öteleyip ertelerler” diyerek, niçin ve nedenlerle adeta hesap sormaya başladı Berkay.
Niçin bir avuç politikacının sebep olduğu krizler yüzünden, dün aynı iş ortamında birlikte çalışan insanlar birilerine diş biler, düşman ilan eder?
Niçin içerisinde yaşadığımız toplumun refah seviyesinin yükselmesine yaptığımız katkılar inkar edilir?
Niçin Avrupa Türkleri olarak gelecek tasavvurumuz yok?
Niçin ayakta kalmak için siyasi eğemenlerin insaf ve merhametine sığınırız?
Niçin kendi geleceğimizi diplomatik krizlere kurban ederiz?
Niçin geleceğimizi entegrasyon veya asimilasyon politikaları üzerine inşa ederiz?
Niçin bütün siyasetimizi karşı olmak, yada bağımlı olmakla sınırlarız?
Niçin kırk yıl öncenin örgütlenme modeliyle örgütlenmiş STK’larımızı günün şartlarına göre yeniden dizayn etmeyiz?
Niçin idraklerimiz dünden bugüne gelemez gibi, niçinleri daha da çoğaltmak isterken, araya girdim ve araçlarımız amaç olunca feleğimizi şaşırdık galiba dedim. Berkay niçin ve nedenler konusunda benim de dolu olduğumu anladı ve sukût etti.
Evet maalesef ideolojik saplantı ve bağımlılıktan bir türlü sıyrılamadık. Az olsun ama benim olsun mantığından kurtulamadık. Toplumsal çıkarımızı öne alarak kollektif davranamadık. Araç olanı amaç haline getirdik.
Bizi gütmek isteyenlerin işlerine gelen bölgesel ve kültürel nüanslar (aidiyetler) üzerinden ayrışmayı marifet bildik. Lobicilik anlamında ne kadar çok bölerlerse o kadar çok etkisizleştireceklerini bilenlerin tuzağına düştük. Bizi biz ötekileştirdik.
Şimdi esas tehlike, yaşadığımız ülkelerde güçlü lobiler oluşturmamızı istemeyenler, çok farklı yöntemlerle üzerimize geliyorlar. Irkçılık ve yabancı düşmanlığına önlem alma bahanesiyle zorla değil, alıştıra alıştıra arzu ettikleri ikinci sınıf vatandaşlık projesine ikna edecekler. Nitekim bazı STK’lar şimdiden gizli veya aşikar bu tuzağa düştüler bile. Yoksa geçen dönemde temsilciler meclisinde, Türk sivil toplumu örgütlerine yapılan sorgulamayı başka türlü nasıl sineye çekebilirdik.
Sonuç olarak demek isterim ki, toplumuna yön veren kanaat önderi toplumsal mühendisler, ortak aklın emrettiği birlikteliği sağlayacak faliyet alanlarına yönelerek, bizleri ayrıştırarak ötekileştirecek her türlü tuzağa karşı uyanık olsunlar.

Sorguladığım nedenler
Neden fani olduğumuzu bile bile içimizde ebediyet duygusu barındırırız..?

Neden biz ve bizim dışımızdakiler de dahil olmak üzere tüm beşer, bizi yoktan var eden Cenab-ı Mevlanın bu dünyada ki geçici misafirleri olduğumuz halde, onun bizleri misafir etmek istediği şekil ve tarza itiraz edip, bozgunculuk ederiz ?

İlahi irade doğu’dan tecelli ediyor.
Medeniyetler güneşin doğduğu yerden doğu’dan doğuyor, batı’danda batıyor. Barbarlıklarıyla ünlü batılılar, haçlı zihniyetiyle medeniyetlerin içine ediyor.

Bildiğim kadarıyla, teolojik kaynaklarda, batıdan zuhur etmiş herhangi bir Peygamber kaydı yok..!

Dantellektüelizm
Kurban bayramında hayvanlar telef ediliyor diye zıplayan dantellektüellerin, Neol ve Yılbaşında çamı ağaç, hindiyi’de hayvandan saymayan tavırlarını çevre ve hayvan dostu entellektüelizmle bağdaştırmak doğru olmaz.

Kötü bir niyetim yok
Emperyalizmle mücadele adı altında 6.Filo hadisesini anımsatarak, dün Amerikan emperyalizmini taşla sopayla kovalayan solcuların, bugün ABD’ye Suriyeden gitme kal diye yalvarmalarının bir anlamı varmı diye sormak isterim.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.