Corona pandemisinin düşündürdükleri

Çok olağanüstü bir zaman diliminde yaşıyoruz. Sadece bizim için değil, tüm dünya için de geçerli bu olağanüstülük. Sonbaharda Çin’in Vuhar kentinde başlayıp tüm dünyaya yayılan Corona virüsü (Covid-19) cihanşumul bir etkiyle toplumları esir aldı. Hatta öyle bir esir aldı ki, evlatarı ebeveynlerinden, eşleri biribirlerinden, yaşlıları torunlarından ayırırken, daha nice ayrılmaz sanılan ilişkileri bıçak gibi bir anda kesti attı. Şayet bunu bir yıl önce birileri öngörüp dillendirseydi, bırakın ciddiye alınmayı alay konusu bile olurdu. Ancak şimdi bunu maalesef tüm varlığımızla tecrübe ediyoruz.

Bu esaretin kısa ve uzun vadede büyük etkilerinin olacağı kesin. Bu konuda her türlü medyada bir sürü varsayım ve tahminler yürütülmekte ve alınması gereken tedbirler dillendirilmektedir. Zaten bir çok ülke daha işin başında bir takım tedbirler alarak hasarı bir nebze olsun telafi etme çabasına girdiler, ancak felaketin boyutunun belirsizliği hem toplumun hem de sorumlu yöneticilerin önlerini  görmelerini engellemektedir. Ülkeler virüsün daha fazla yayılmasını önlemek için kısa vadeli tedbirler hayata geçirip gidişatı takip etmekte ve etkiye göre tedbirler sertleşmekte veya yumuşatılmaktadır. Şu anki durum, Avrupa ve Türkiye esas alınırsa bir ay öncesinden daha iyi demek mümkün, ama bu durum salgınla savaşın bittiği veya bitmek üzere olduğu anlamına gelmez, tam aksine rehavete kapılmadan mücadeleye devam edilmesi ve tedbirlerin kati surette uygulanmasının kaçınılmazlığına işarettir. Zira virüs taşıyıcısı bir kişi bile kalsa tehlike devam ediyor demektir. Bu yüzden de tedbiri elden bırakmamak gerekir.

Covid-19 pandemisi evlere hapsolan bizlerin planlarını da alt üst etti. Yapılan planların suya düşmesinin yanı sıra kısa vadeli planların yapılması da belirsizlikten dolayı mümkün görünmüyor. Bir çoğumuzun iple çektiği yaz tatilini bile nasıl geçireceğimizi bilemiyoruz. Hadi tatile olmazsa da olur, lüks diyelim, ya gündelik ilişkilerimize ne diyelim? İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında eşle dostla soframızı paylaşmak bile artık mümkün değil. Bayramın vazgeçilmez başlangıç anı Bayram Namazı bile şu an için mümkün görünmüyor. Bu gidişle Bayram Namazı bile online olacak gibi!

Online demişken, içinde bulnduğumuz ortamı bu bağlamda bir ele almakta fayda var. Madem fiziksel olarak bir araya gelemiyoruz, neden teknolojinin bize sunduğu imkanlardan faydalanmayalım? Artık herkesin evinde internet ve birden çok internete erişimi sağlayan akıllı telefon, tablet, diz üstü ve masa bilgiyasarı gibi donanım mevcut. Buna ilave olarak da hem görüntülü hem de sesli olarak aynı anda birden çok kişiyle görüşmeyi sağlayan bir sürü yazılım ve uygulama mevcut. Neden bunları daha etkin kullanmayalım ki?  Nitekim Internet sadece sosyal medyadan ibaret değil ya.

Bir eğitimci, aynı zamanda da dijital didaktik uzmanı olarak  internetin sunduğu imkanlardan mümkün olduğunca faydalanma gayreti içinde olan birisi olarak diyebilirim ki, şu içinde bulunduğumuz sosyal hapis döneminde interneti daha etkin kullanarak hem kendimizi geliştirmek hem de özellikle yakın çevremiz olmak üzere başkalarına da faydalı olmamız mümkündür. Bu ev ahalisiyle didişmekten daha iyidir ne de olsa değil mi? Hele hele sosyal medyadan edindiğiniz yalan yanlış bilgilerle meşgul olmaktan kat kat daha iyidir.

Bazan bir musibet bin nasihatten evladır. Umarız bu musibetin de bir faydası olur da, insanlık insanlığını hatırlar ve onun gereğini yapar. Hamaseti, ayrımcılığı, ötekileştirmeyi, adaletsizliği, hak ve hukuksuzluğu, zalimliği terk eder, daha yaşanılır bir dünya için çaba göstermesine vesile olur inşallah diyerek sözümüzü bitirelim.




Yorumunuz...

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
%d bloggers like this: