Oku, yaz, kendini geliştir: Bir milat

Değerli okuyucularım,

Elinizde tuttuğunuz bu gazete HABER Gazetesi’nin 100. sayısı. Yaşadığımız dijital çağda bu miladı geçtiğimiz için mutluyuz. Siz değerli okurlarımızın ve bize destek veren işinsanlarımızın sayesinde bugünlere gelebildik çok şükür. Avrupa ülkelerinde Türkçe’nin yaşamasının önemini her geçen gün ne kadar önemli olduğunu tekrar idrak ediyoruz. Yeni genç nesillerimiz malesef birinci nesille iletişimde zorlanıyor, hatta bir çok kişiden bu nesiller arası iletişimin olmadığını, birbirlerini anlayamadıklarını duyuyoruz.  Bizler dilimizi korumalıyız, hem Hollandacayı iyi öğrenip iyi konuşmalıyız, hem de Türkçemizi geliştirip yeni nesillere aktarmalıyız. Bunu yapmanın yollarından birisi de okuyarak olur. O yüzden  lütfen okumayı önemseyelim, kendimizi geliştirelim. Nice yeni sayılarda buluşmamız dileğiyle…

Zaman zaman farklı işinsanlarımıza ziyaretler gerçekleştirerek toplumun nabzını tutmaya ve sizlerden tavsiye ve eleştiri almaya devam ediyoruz. Fam24 Muhasebe bürosu sahibi Yüksel Gerçek ağabeyi ziyaret ettim geçtiğimiz günlerde. Kendisi 40 yılı aşkında bir süredir muhasebe sektüründe işletmecilik yapıyor ve bu konuda Hollanda Türk toplumunun gördüğü en uzman kişilerden. Muhasebeyi kaliteli ve profesyonel olarak yapmasının yanı sıra, Yüksel ağabeyin bir de ilginç bir yanı var: İnsanları eğitmeyi ve gençlere yol göstermeyi kendine şiar edinmiş. Türkiye’nin kutuplaştırıcı atmosferinden çıkmamız gerektiğini ve burada biz Hollandalı Türkler olarak  birbirimize destek çıkmamız gerektiğini söylüyor. Yüksel ağabey, sağolsun Türkçe yayıncılığının önemine de vurgu yaparak, bizlere destek olunması gerektiğini dillendiriyor. Buna da örnek verirken, gençlerimizin Türkçelerinin yeterli seviyede olmadığını ve okuma alışkanlığı edinerek bunu geliştirmemiz gerektiğini söylüyor. Kullandığı kavram zenginliği ve o nezih İstanbul Türkçesiyle şu ifadelerde bulunuyor: “İnsanlara eğitici olmayı, gençlere yol göstermeyi severim. Staja gelen gençlerimizde görüyorum. Türkçelerinin eksikliğinin yanı sıra, Hollandacada da eksikliklerini görüyorum. Muhasebe okuyan gençlerimiz bile, kendi eğitimleri dahilinde muhasebe dilini bile bilmiyorlar. Burada bu yüzden birbirimize destek çıkmamız lazım. Bizi bizden başka anlayan zaten yok, mesela geçtiğimiz dönemde Türkiye’de bir hastaneye gittim ve burada Avrupa’dan geldiğimi anlayınca, oradaki vatandaş hemen beni ‘müşteri’ olarak görmeye başladı ve hatta o şekilde hitap etmeye başladı benim hakkımda konuşurken doktorla. Neden, çünkü benim üzerimden hemen para kazanacak, ve gerekli olmayan bir sürü ameliyat ve kontrolden geçirecek beni. Sistemin içinde müşteri-hasta-danışan nüansları kaybolmuş, estetik dersen hak getire!”. Çocukluğunda-gençliğinde Şişli’de yaşadığı bir çok anekdota kahkahalarla gülüyoruz, ama o bir stand up ustası gibi ilginç deyimlerle ve zengin kavramlarla anlatıyor.

Geçtiğimiz günlerde HTF Başkanı Murat Gedik ve HTF Genel Sekreteri Erim Uğurlu gazetemize bir nezaket ziyaretinde bulundular.   Yaklaşık 3 saate yakın bir sohbet gerçekleştirdik kendileriyle ve Hollanda Türk toplumunun durumunu masaya yatırdık. Farklı farklı konuları konuşurken Erim ağabey bana göre çok enteresan çok da düşündürücü bir şey söyledi. Yeğeni, dedesiyle anlaşamaması üzerine, babasına Hollandaca dilinde üzere şöyle bir cümle kurmuş: “Ben dedemin dediklerini anlamadığım için ilgisiz gözüküyor olabilirim, yoksa onu sevmediğimden veya onunla konuşmak istemediğimden değil. Ama konuştuğumuz dillerde birbirimizi tam olarak anlayamıyoruz”. Yukarıda da belirttiğim gibi gençlerimiz Türkçe konusunda sorunlar yaşıyor elbette, ama bu onların bizlerle iletişim içine girmek istemedikleri anlamına gelmiyor.

Arnhem ve çevresinin bilinen saygın iş kadınlarından birisi de Mercan Yıldız Hanım. Kendisiyle uzun yıllardır bir tanışıklığımız var. Çok iyi bir işletmeci olması yanı sıra, hem danışanlarıyla hem de personeliyle yakın iletişim ve irtibat kurabilen çok kaliteli bir iş anlayışı var. Çalışanları ve tanıdıkları da bunu teyit ediyor her zaman. Mercan Hanım, geçtiğimiz dönemde Türkiye’de yeni bir sektöre atıldı. Kocaeli Darıca’da işletmeye başladığı yeni restoranı yaklaşık 250 kişiyi ağırlayabilecek nitelikte. Bize her metrekaresini özenle dekore etmeye çalıştığı mekanın resimlerini gösteriyor. Detaylara gösterdiği ilgi görmeye değer.  Avrupa’daki çoğu insanlarımız Türkiye’de işletmecilik yapmanın zorluklarından hatta imkansızlığından bahseder. Mercan Hanım ise tam aksine ‘Neden 5 yıl önce atmadım bu adımı?’ diyor. Bunun nedenlerini sorduğumda ise, aslında buradaki başarısının da ipuçlarını alıyorum. Türkiye’de iş yaparken, Hollanda’da öğrendiği ve neredeyse DNA’larımıza işlemiş ‘kuralcılık ve kaliteden’ bahsediyor. Türklerin pratikliği ile Hollandalıların kuralcılığı birleştiğinde güzel işler yapılabileceğini söylüyor. İşi teslim etmeden ücretinin belirli bir kısmını önden istenilen Türk mentalitesinin kırmaya çalıştığını, ücretin tamamını teslimattan sonra ödediğini söylüyor mesela. Buna benzer bir çok püf nokta daha var Mercan Hanımın anlattığı. Bir gün olur da sohbet imkanınız olursa mutlaka sorun, kendisi seve seve anlatacıktır.

Hollanda’nın soğutma sektöründe ilk iş yapan Türk işadamlarımızından Hasan Hüseyin Ulupınarlı’yı, yeni açtığı Sortie Restoranı’nda ziyaret etme fırsatı buldum. Hasan ağabeyin ilginç bir hayat hikayesi var. Mesela 1995 yılında Kickboks’ta Türkiye ve Avrupa birincilikleri olan birisi. Yıllar içinde birçok işletmeyle ve birçok işletmeciyle çalışmış ve bu konuda deneyim sahibi bir insan Hasan Hüseyin ağabey. Soğutma sistemleri işine ilk girdiği sıralarda Hollandalı büyük bir işadamından, o an kendisine gereken bir soğutma sistemini satın almak istemiş. Anlattığına göre o alandaki tekelden dolayı, kendisi Türk kökenli bir işadamı olduğu için mi yoksa işe yeni başladığı için mi bilinmez, parasıyla bile satın alamamış. Sonraki yıllarda alternatif sistemleri Türkiye’den edinme yolunu bulmuş Hasan Hüseyin Ağabey ve işi o kadar büyütmüş ki, yıllar önce kendisinden makine satın  almak istediği bu Hollandalı, bir şekilde Türkiye bağlantılı işler yapmak için onun aracılığıyla Türkiye’de anlaşma imzalamış. İstanbul’dan dönüşte tabii aynı uçaktalar. O zaman Hasan Hüseyin ağabey Hollandalı işadamına “Beni yıllar öncesinden hatırladın mı?” demiş. Tabii ki hatırlamamış. O da yıllar öncesinde kendisinin makine satmadığı kişi olduğunu açıklamış. Tabii Hollandalı işadamı şokta. Evet kendi yanlış yaptığını da itiraf etmiş ama yıllar sonra. Bu anının tüm detaylarını ileriki sayılarımızda kendisiyle yapacağımız bir röportaj ile siz değerli okurlarımıza iletmeyi umuyorum.

Gençlerimize onun da bir mesajı var: “Maalesef gençlerimizin çoğu çalışmayı pek sevmiyor, kolaycı işlere kaçıyorlar. Büyüklerimizin hangi şartlarda çalıştıklarını, gözardı ediyorlar. Aslında Türk toplumu olarak azimli ve girişkeniz, bu özelliğimizi korumamız lazım. Gençlerimizin daha fazla sorumluluk almaları gerekir, her şeyden önce hedefleri olması gerekir”.

NOT: Bilgi paylaşımı konusu son haftaların, Avrupalı Türklerinin en çok konuştuğu konuların başında geliyor. Bize de bu konuda bir çok vatandaşımızdan sorular geliyor. Geçtiğimiz günlerde Lahey Büyükelçiliğimizde, Akparti Milletvekilleri Efkan Ala ve Zafer Sırakaya, Hollanda Türk basınıyla birlikte bir toplantı gerçekleşti. Zafer Sırakaya, bilgi paylaşımı konusunu açıklık getirmek için bazı bilgiler paylaştı. Bunlardan bana göre en önemlisi şuydu: Hollanda’daki 100 bini aşkın vatandaşımızın Türkiye’deki bankalarda biriken 140 milyar (!) YTL’nin  bilgi olarak paylaşılmış olması önemliydi. Bunun yanı sıra Eylül 2020 ayı itibariyle 2019 yılının bilgilerinin AB ülkeleriyle paylaşıldığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan zaten kamuoyuna açıklanmıştı. 2020 ve 2021 yılının bilgilerinin de önümüzdeki dönemde paylaşılacağı gelen bilgiler arasında. Türkiye olarak 170 ülkenin birlikte anlaştığı ve bilgi paylaşımının olmadığı  takdirde Türkiye’nin finans  konusunda gri listeye alınacağını o yüzden mecburen paylaşılması gerektiği açıklaması gerekçe olarak kullanıldı.

Buraya kadar herşey normal. Ancak şöyle de bir durum var. Geçtiğimiz günlerde ajanslara bir haber düştü ve Türkiye’nin belirli bir kaç ülkeyle birlikte gri listeye alındığı söylendi (21 Ekim 2021). Bu konularda uzman olan avukat Rasim Küçükünal ise Hollanda’nın AVG kanunua göre, Türkiye’nin buradan bir vatandaşın bilgileri istediğinde Hollanda’nın bu bilgileri kesinlikle paylaş(a)mayacağı yönünde fikir belirtiyor. Kişileri koruma kanunun, bu paylaşmaya engel teşkil ettiğini ve bu yüzden, Türkiye’nin paylaşması durumunda tek başına paylaşmış olacağını savunuyor. Hali hazırda olan durum ise Türkiye 2019 yılı bilgilerini paylaştı ama yine de gri listeye girdi. Bunun sebepleri ise şimdilik bir muamma.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!