Fransa’da yaşayan Türkler üzerindeki baskı artıyor

Son 60 senede Fransa’da yaşayan Türk kökenli vatandaşların sayıları kadar sorunları da arttı. Fransa’ya daha iyi ekonomik koşullar için göç etmiş vatandaşların birçoğu bugün ülkede Türkiye ve Türklere karşı oluşmuş olumsuz bakış açısı nedeniyle ana vatanlarına dönmeyi hayal ediyor.

Türkiye’den Fransa’ya göç, 1960’lı yılların ortasında başladı. Bugün Fransa’da sayıları 700 bini bulan Türk kökenli vatandaşların sadece yarısına yakını çifte vatandaşlığa sahip.

Fransa’ya göç etmiş birinci kuşak ile ülkede doğmuş büyümüş ikinci ve üçüncü kuşağın ihtiyaç ve beklentilerinde haliyle farklılar gözlemliyoruz. Birinci kuşağın öncelikli amacı ülkeye adaptasyonu sağlayabilmekken, yeni nesil, ülkenin sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi hayatında da etkin bir yer edinmek istiyor.

Siyaset ve medyada artan etki ve görünürlük

Bugün Fransa’da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DITIB) ve İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) gibi dini nitelikteki dernekler haricinde, Uluslararası Demokratlar Birliği (UID), Uluslararası Adalet, Eşitlik ve Barış Konseyi (COJEP) gibi vatandaşların sosyal, kültürel ve siyasi ihtiyaçlarına da cevap vermeye çalışan sivil toplum kuruluşları mevcut.

Ülkede yaşayan Türk kökenli vatandaşlar, Eşitlik ve Adalet Partisi (PEJ) isimli bir parti kurarak Fransa’nın iç siyasetinde de daha geniş yer alma girişiminde bulundular. Fransa’da 2020 yılında düzenlenen Belediye seçimlerinde bir ilk yaşanarak, iki belediyeye Türk kökenli başkanlar da (Metin Yavuz ve Agnès Evren) seçildi.

Medya alanında ise, Fransız basınının Türkiye karşıtı yayınları ve dezenformasyon ile mücadele amacıyla, Fransızca dilinde yayın yapan Medya Türk gibi alternatif haber siteleri kurulmaya başladı. Anadolu Ajansı ve TRT de Fransızca yayınlarıyla çok etkili çalışmalar yürütüyor.

Ben Türkiye konusunda Fransa’da daha gerçekçi ve olumlu bir bakış açısı getirmeyi amaçlayan Red’Action isimli bir haber sitesi kurdum. Ayrıca TRT’nin Fransızca yayınları için de haftalık analiz yazıları kaleme alıyorum. Fransa’nın ünlü RT France, France 5, Arte gibi kanallarının tartışma programlarına Türkiye ve uluslararası ilişkiler uzmanı olarak davet ediliyor, bu programlarda ülkemizin tezlerini en doğru şekilde aktarmaya çalışıyorum.

Fransa’da baskı dönemi

Türkiye ve Fransa, çok uzun ve köklü bir diplomatik geçmişe sahip olsa da, 2017 yılında Emmanuel Macron’un Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, belki de ilişkilerindeki en çalkantılı döneme girmiş oldu.

Fransa’nın 1915 olaylarını “soykırım” olarak kabul etmesi, ülkede bazı düşünür ve siyasetçilerin PKK’yı terör örgütü listesinden çıkarmak için çalışmaları, Fransa’da yaşanan terör saldırılarından sonra ülkede artan islamofobi, Bozkurt hareketinin yasaklanması, Fransa’daki Türkçe öğretmenleri ve imamlar için Fransızca bilme şartının getirilmesi, “ayrılıkçı fikirlerle mücadele yasa tasarısının” hazırlanması, Türkiye-Fransa arasında artan çıkar çatışmaları gibi sebepler, Fransa’da yaşayan Türk kökenli vatandaşların da yaşamını son derece olumsuz bir şekilde etkiledi.

Fransız basını sürekli ülkedeki Türk vatandaşların, camilerin, derneklerin, basının Fransa’yı “karıştırmaya, istikrarsızlaştırmaya çalıştıklarına”, “Erdoğan’a yakın şebekelerin Fransa’ya sızdıklarına” dair yazılar yayımlıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, katıldığı bir televizyon programında, Türkiye’nin gelecek Fransa seçimlerine müdahale edeceğini bile söyledi!

Türkiye’nin gönüllü büyükelçileri

Peki sadece Türk kökenli vatandaşlara değil bütün yabancılara ve Müslümanlara karşı bir çeşit paranoyanın hakim olduğu böylesine gergin bir ortamda biz Fransa’da yaşayan Türkler nasıl hareket etmeliyiz?

Öncelikle şu hiçbir zaman unutulmamalıdır ki halklar arası ilişkiler ve siyaset birbirinden farklıdır ve her ne kadar şu anda Türkiye ve Fransa türbülanslı bir dönem de yaşasa, Fransa’da yaşayan vatandaşlar keskin, düşmanca ve sert bir dil kullanmak yerine her zaman yapıcı olmaya özen göstermeliler.

Şu anda Türkiye’ye temelli dönüş yapma hazırlığı içinde olan vatandaşların sayısı her geçen gün daha da artarken Fransa’da yaşamaya devam eden vatandaşların büyük bir kısmı ise, siyasi ve dini kimliklerini ön plana çıkarmaktan çekinir hale geldiler. Baskının arttığı böylesine zor bir süreçte ateşe körükle gitmek yanlış olduğu kadar kültürel ve dini değerlerimizden taviz vermek de bir o kadar hatalı.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşların ana vatanları ile bağlarının güçlendirilmesi ve sorunlarının dinlenerek etkili çözümler aranması noktasında, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) da çok değerli çalışmalar yürüttüğünü söylemek isterim.

Biz, Fransa’da yaşayan Türk kökenli vatandaşlar olarak, gelecek nesillere güzel bir gelecek hazırlamak istiyorsak, hem Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkilerin düzeltilmesine katkıda bulunmalı, hem de Türkiye’ye karşı yürütülen dezenformasyon çalışmaları ile mücadele etmeyi ihmal etmemeliyiz.

Ben de gerek yazılarım, gerek katıldığım televizyon programlarıyla her zaman gerçek ve adaletin savunucusu olacak, hem Türkiye’de hem de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın hak ve çıkarlarını müdafaa etmek için çalışmalarıma devam edeceğim.

Öznur Küçüker Sirene

Red’Action Media Direktörü (Paris)




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!