Potansiyel Müttefikler

ahmet-suat-ari-web

 

Ekim 2010’da Haber için yazdığım “İkilemimiz”başlıklı makalede siyasilerin zaman zaman bir ikilem içine düştüklerinden bahsetmiştim. “Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık misali. Ama bir karar vermeniz de kaçınılmazdır. Bu durumda ince eleyip sık dokumanız gerekir. Vereceğiniz karar, ani refleksle veya aşırı duygusallıkla alınmayacak ve daha sonra sizi pişman etmeyecek. Velhasıl artısı eksisi iyi hesaplanmış olmalı” demiştim. Bu durum CDA’da aktif olan Türk ve Müslüman kökenli siyasiler için geçerliydi. Şimdi de aradan geçen 4 ayın bir muhasebesini yapmaya çalışacağım. Takdir tabii ki siz okularındır.
Bildiğiniz gibi Haziranda yapılan genel seçimler siyasi arenada bir depreme sebep oldu ve Meclis aritmetiği radikal bir şekilde değişti. VVD tarihinde ilk defa birinci parti olurken, CDA tarihinin en ağır yenilgisini yaşadı. PvdA kıl payı farkla birinciliği keybederken ırkçı ve ayrımcı PVV olağanüstü bir başarıyla üçüncü büyük parti oldu. Kısacası Hollanda siyasetinde bütün dengeler alt üst oldu.
Ortaya çıkan denge(sizlik)den dolayı da uzun bir koalisyon arayışı oldu. En sonunda da seçimin tartışmasız galibi (VVD) ve mağlubunun (CDA) bir diğer galibin (PVV) dışarıdan destek vermesiyle bir koalisyon kurulmasına karar verildi. İşte o anda da CDA’daki Müslümanların ikilemi ortaya çıkmıştı. Bu siyasilerin bir iki tanesi partileriyle yollarını ayırırken bir çoğu parti içinde mücadele etme kararı almışlardı. Partide kalanların en önemli gerekçesi parti içinde % 32’lik bir potansiyelin onların tarafında olmasıydı. Ayrıca kongreden partinin İslam ve Müslümanlarla ilgili pozisyon belirlemesini talep eden bir de karar çıkartmayı başarmışlardı.
Aradan geçen dört aylık zaman diliminde parti içinde önemli gelişmeler oldu. İlk olarak seçimlerde alınan mağlubiyetin sebeplerini araştıran komisyon (bendenizin de üyesi olduğu) nihai raporunu sundu. Bu raporda Müslüman seçmenlerin kendilerine karşı belirsiz tavrı nedeniyle oy vermedikleri belirtilirken, temsil bazında da yanlış figürlerin öne sürüldüğü tespit edilmektedir.
Bir diğer gelişme ise CDA’nın 30. Kuruluş yıldönümü münasebetiyle eski başbakanlardan Ruud Lubbers’in yaptığı konuşmaydı. Bu sadece bir konuşma değil aynı zamanda çok ciddi ve dikkate alınması gereken bir mesaj ve tavsiye idi. Benim geçen ayki yazımda bahsettiğim, küsüp giderek kendi partimizi kurmak yerine, üyesi olduğumuz partilerde partnerlarımıza destek verip onlarla hareket etmek, ifademden kastım da bu idi. Lubbers, CDA’nın kuruluş süreci ve ondan sonraki 30 yılını değerlendirirken ileriye dönük olarak ilk tavsiyesini İslam ve Müslümanlarla alakalı yapmaktadır. Partinin bu konuda tavrını netleştirmesini isterken, Müslümanların da potansiyel müttefikler olarak görülmesi gerektiğini söylemektedir. İslamın evrensel bir din olduğu ve CDA’nın da geleceğini teminat altına almak için Müslümanları, kendi kimliklerinden taviz vermeden kabul etmesi gerektiğini belirtti.
Lubbers’in bir diğer tavsiyesi de Müslümanlarla onların Hollanda toplumuna katılımının iyileştirilmesi için diyaloga girilmesidir. Katılım (participatie) kavramını uyum (integratie) kavramına tercih etmesi bir tasadüf değildir. Sayın Lubbers’ı takip edenler onun bunu şuurlu olarak kullandığını bilirler.
Lubbers ayrıca birlikte ortak paydaların bulunmasından bahsetmektedir ki bu da siyasi terminolojide çok önemli bir gelişmedir. Zira bugüne kadar bir kültürel dayatma söz konusuyken o birlikte ortak payda bulmaktan söz etmektedir. Bu da son on yıldır duyduklarımızın yüzde yüz zıddı bir yaklaşımdır. Biz de zaten hep bunu istemedik mi?
Ruud Lubbers konuşmasını “Yenilenmiş bir CDA Çok Renkli, Uzun Ömürlü (Dayanıklı ) ve Sosyal olacaktır” diyerek tamamlamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, her hangi bir dine vurgu yapılmayıp çok renkiliğin telaffuz edilmesidir. Zaten konuşmasının bir çok yerinde partinin bir halk partisi olduğu ve dolayısıyla herkesi kucaklaması gerektiğini ifade etmektedir.
İşte geçmişte yaşadığı haksızlığa rağmen hala parti içinde mücadelelerini sürdüren Ayhan Tonca ve Osman Elmacı’nın müttefiki Ruud Lubbers gibi sağduyulu CDA’lılardır. Aynı Lubbers tüm yoğunluğuna rağmen İl Genel Meclisi seçimleri münasebetiyle aday olan Ayhan Tonca ve İbrahim Emili’ye destek için Rotterdam’da Türk basını ve sivil toplum örgütü temsilcileriyle bir araya gelecektir (bu yazı toplantı öncesi kaleme alınmıştır).
Tabii ki yukarıda bahsedilenler diğer partilerde aktif olan arkadaşlar için de geçerlidir. Onlar da parti içinde kendilerine müttefikler bulup onlarla hareket etmelidirler.