Metin Yazarel

Son çağrı, son ihtar..!

Ermeni kuruluşları birliği FAON, Almelo kentinde Türk sivil toplum örgütleri tarafından 1 Haziran tarihinde düzenlenen gösteri mitingine katılanlar ve organizatörler hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Amaçları Türklerin “ifade özgürlüğünü” kötüye kullandıklarını ileri sürerek soykırımı iftirasını inkar etmenin yasaklanmasını sağlamak. Meclise verilen bir önergede olduğu gibi, Türk sivil toplum kuruluşları üzerinde baskılar kuracak kanuni düzenlemelerle, örgütlü toplum olmamızın önünü kesmek. Söz konusu girişimin sadece örgütlerle sınırlı kalacağına ihtimal vermiyor, bireysel özgürlükler ve kişilik haklarımıza da kısıtlamalar getirileceğini düşünüyorum. Nasıl ki geçmişte politikaya girmek isteyen adaylara dayattıkları gibi, önemli yerlerde görev almayı hak eden Türk gençlerine de soykırımı inkar yasasını kabul ettiklerine dair imzalar attırmak isteyecekler. İş hayatında, okulda, sokakta, sosyal her alanda, yüz karası insanlık suçu olarak karşımıza çıkaracaklar. Meselenin duygusal yönünü bir tarafa bırakırsak, çocuklarımızın buradaki varlığını tehlikeye atacak, ayrımcılık ve hak ihlallerine sebebiyet verecek yaptırımlar uygulayacaklar.
Ermeni Federasyonu FAON’un internet sitesinde çabalarından dolayı şükranlarını ifade ederek duyurduğu, ‘De motie, ingediend door CU, SGP, PVV en CDA verwijst naar de periode 1915-1918 toen in het toenmalige Ottomaanse Rijk ongeveer 1,5 miljoen mensen op gruwelijke wijze werden afgeslacht (Armeniërs, Syrisch Ortodoxen en Pontische Grieken)’ haberine rağmen, bizim siyasetçilerimizin CDA gibi partileri savunma çabalarını esefle telin ediyor ve kınıyorum. ‘Parti başkanım benimle görüştü Pieter Omtzigt’in Ermeni tarafını tutan çalışmaları CDA partisini bağlamaz’ diye savunulmasına anlam veremiyorum. Parti-pırtı ayırımı yapmadan bizden olan tüm siyasetçilere bir soru yöneltmek istiyorum. Eğer sizler burnunuzun dibini yakın geleceği öngöremiyorsanız ne demeye ve kime hizmet için siyaset yapıyorsunuz sorusunu sormak isterim.
Vakti zamanında Ermeni meselesiyle ilgili nasıl ters köşe olduğumuzu tekrar hatırlatmakta fayda mülahaza ediyorum. 21 Aralık 2004 tarihinde Hıristiyan Birlik (CU) Andre Rouvoet tarafından sunulan, Harry van Bommel (SP), Kees van der Staaij (SGP), Lousewies van der Laan (D66), Hans van Baalen (VVD), Mat Herben (LPF), Wijnand Duyvendak (GL) ve Geert Wilders’in da imzasını taşıyan önerge oy çokluğuyla kabul edilmişti. O dönemin Türk kökenli milletvekilleri Nebahat Albayrak, Coşkun Çörüz, Nihat Eski, Fadime Örgü ile Fatma Koşer Kaya’nın da katıldıkları oturumda oylama meclis grup kararı şeklinde gerçekleşmiş ve tüm partiler evet oyu vermişlerdi.
Türkler’in verdiği oylarla siyasi arenada arz-ı endam eden eski siyasetçilerimizle ilgili bir durum tespitiyle toplusal karşılıklarına bakmak istiyorum. Kişisel olarak çok iyi fırsat ve imkanlara sahip olabilirler, bireysel konumlarına itirazımız yok, fakat toplumda iz bırakan her hangi bir karşılıkları da yok maalesef. Bu değerlendirmeden sonra politikayla ilgisi olan tüm siyasilere son bir çağrıda bulunmak istiyorum. Gelecek seçimlerde katılımın yüksek olmasını arzu ediyorsanız, elinizi taşın altına koyun, toplumun moral ve motivasyonunu yükseltecek siyasi riskler alarak politik kariyerinize yatırım yapın. Ve bu ikazı son çağrı, son uyarı olarak kabul edin.

Not: İzine gidecek olanlara iyi tatiller dilerken, yaklaşan Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa barış, huzur ve mutluk getirmesini diliyor, bayramınızı tebrik ediyorum.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *