TDLS: “İş ve düşünce üreteceğiz”

Kısaca TDLS olarak bilinen Turkish Dutch Leadership Society – Türk-Hollanda Liderlik Topluluğu kuruluşunu kamuoyuna duyurmak maksadıyla Rotterdam’daki Manhatten Oteli’nde bir network akşamı düzenledi. Çok sayıda akademisyen ve üst düzey sivi toplum örgütlerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda TDLS Başkanı Semih Tuna, vizyon, misyon, kimlik ve hedefler altbaşlıkları altında yaptığı konuşmasında “Yaklaşık 1 sene önce kurulduk, şu ana kadar daha çok gözlemci statüsündeydik. Ancak bugün itibariyle Hollanda’da yaşayan Türkler için daha aktif çalışmalar yapacağımızı ilan etmek istiyorum. TDLS’i tek kelimeyle anlatmam gerekirse Network Platformu’dur. Biz Türkler çok çabuk kurumlaşan bir milletiz, etrafımızda çok sayıda vakıf ve kurumlarımız var. Medya açısından bakarsak bunun ne derece bize geri dönüşümünü düşünürsek bazen hayal kırıklığı yaşıyoruz maalesef. Ama sadece Network Platform değil, biz günlük hayatın nabzını tutan,  Türk ve Müslümanların günlük hayatta önlerine çıkan sorunları tartışabilen ve devletle iletişime geçen bir kuruluş olma hedefindeyiz. Toplum olarak iletişim içerisinde değiliz, fikir alışverişlerimiz çok nadir. Platform derken sadece profesörlerimiz değil, ayrıca öğrencilerimiz, iş dünyasındaki büyüklerimiz, siyasetçilerimiz araştırmacılarımız ve medya dünyasıyla da iletişim halinde olmayı istiyoruz. İş dünyası dediğimiz zaman zaten günümüzde HOTİAD, HOGİAF, TUMSİAD gibi büyük derneklerimiz var, sağ olsunlar bunlar şimdiye kadar büyük işlere imza attılar. Bunların arasındaki iletişimlerin istenilen düzeyde olmadığını gördük. Siyasetçilerimizden yüksek beklentiler içindeyiz. Halbuki onlar da parlamento içerisinde birçok yerde yalnız kalıyorlar, onların da kurumsal desteğe ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Medya dünyasında başarılarımız var, ama çok yerde yetersiz kalıyoruz.  TDLS olarak önümüzdeki zaman diliminde biz bu konularda aktif olarak iş ve düşünce üretmeye çalışağız’ dedi.

Veyis Güngör
Geçtiğimiz şu 50 yıllık gurbet tarihinde ilk sivil toplum örgütü 1974 yılına tekabül ediyor. 1971 muhtırası ile Hollanda’ya siyasi mülteci olarak gelen işçilerimizle Cengiz Çandar’ın da bulunduğu bir grup insanın bugün HTİB adıyla kurdukları kuruluş, sonrasında sayıları giderek artan ve bugün 1200 olarak bilinen Türk sivil örgütünün Hollanda’da var olduğunu biliyoruz. Bugün burada bunlara bir yenisi daha eklendi, ancak hem çalışma şekli hem ekleniş şekli hem de amaçları, diğer kurum ve kuruluşlardan oldukça farklı olan bu yeni oluşumu tebrik ediyorum. Bu, Türk toplumunda değişim ve dönüşümünün de bir ifadesi aslında. Tabi dernek kurmakla hemen hizmet edilir anlamı çıkarılmamalı. Hepimiz iyi biliyoruz ki Türk toplumu terbiye hak etmeden ortaya çıkan kuruluşları bünyesinde kabul etmez hatta bünyesinden atar. Bir dernek kurup iki bildiri yayınlayıp teşkilat kurdum olmaz. Teşkilatçılık,  örgütçülük ve sivil toplum kuruluşları mücadele vere vere; yani toplum sizin işinizi konuşa konuşa bir yere gelirsiniz ve toplumda hak ettiğiniz yeri alırsınız; aksi taktirde toplum sizi elinin tersiyle iter. Buna çok dikkat edilmesi gerekiyor. 40 yılı  aşkın bir örgütçülük ve teşkilat tecrübemiz var Hollanda’da. Bunu genç arkadaşlarımızın çok iyi kullanmaları gerektiğini düşünüyorum. Paylaşmak çok önemli, her şeyi aynı teşkilatın yönetmesi gerekmez.

Faruk Halıcı
Avrupa ülkelerinde 4 milyon Türk nüfusu var. Kuzey Amerika’da 300bin, Orta Doğu 200bin, Avustralya’da 150bin ve toplamda 5.2 milyon Türk dünya üzerinde yaşıyor. Hollanda’da göçmen Türk nüfusu Avrupa Birliği’nde en önde yer alıyor. Avrupa’da Türk girişimcilerin yıllık cirosu 62.2 milyar. Bu ciddi bir rakam. Bazı Avrupa Birliği ülkelerinin bütçesine tekabül ediyor. Hollanda’da kendi başına kimseden yardım almadan iş kuranlar artmış. 2011 yılında yapılan araştırmaya göre 85.000 kişiye iş vermiş, 18.000 işletmeye sahip Hollanda bütçesine katkısı yüzde dokuz. Sayılara baktığımızda %41 perakende, %31 gastronomi üzerine, %22 hizmet sektörü, %6 el sanatları, %5 toptan ticaret, %2si  ise imalat inşaat sanayi üzerine. Hollanda’nın GSMH’sı 500 milyar; Türklerin ise 9,5 milyar. Türk nüfusu aslında kendi kendini amorti ediyor.
4 milyar Euro daha ticaret hacmimiz var. Türkiye’deki teşvik planlarına baktığımız zaman vergide indirim yapılıyor, bedava arazi veriliyor, faiz indirimi var, neredeyse şirketin yarısını devlet veriyor. Hollanda’dan 3 bin Hollandalı şirket gitmiş yatırım yapmış.
Hollandalı bir iş yapmak için önce ülkenin dil ve kültürünü öğreniyor ve öyle yatırım yapıyor. Burada tahsilini bitirmiş çok dil bilen arkadaşlara şunu tavsiye ediyorum, teşvik planını Hollanda’ca ya çevirip şirketlere anlatabilir. Hollanda da genç nüfusun az olması hasebiyle 100 bin şirket devir aşamasında. Ben Horeca sektöründe döner ve makine sanayi üzerine iş yapıyorum. Burada bir genellenmeye gidilerek biz üreticiler baltalanmak istendi. Bu tür şeylerin olmaması için iyi bir lobiye ihtiyacımız var.

Ahmet Azdural
Bugün resmi kuruluşunu açıklayan TDLS network kuruluşuna başarılar dilerim. Benim tek tavsiyem, IOT olarak lobi konularında 25 yıllık tecrübemiz var ve her zaman sorunlarınıza yardımcı olmaya hazırız. Hollanda’daki Türk toplumunun geçtiğimiz 50 yılına baktığımızda önemli gelişmeler kaydettiğine inanıyoruz. Her ne kadar Hollanda’daki toplum, genel anlamda, kendi içine kapanık bir görüntü sergiliyorsa da, toplumun önemli gelişmeler kaydettiğini söyleyebiliriz. Türk toplumuna bakarsak, geldiği ülkeye en çok özlem duyan, en az Hollandaca konuşan, en az ilişkiye geçen ve Hollandalılarla en az evlenen azınlık gurubunu oluşturuyoruz. Türk toplumunun kendi içine kapanık görüntüsü belli alanlarda önemli kazanımları beraberinde getirmiş. Örneğin siyasal katılım 200’ün üzerinde seçilmiş belediye meclis üyesi var, vilayetlerde 12 eyalet milletvekili ve 5 tane milletvekili var. Bu sayılar Hollanda’daki Türk toplumunun temsil edilme gücünü gösteriyor ve diğer azınlık guruplar açısından temsil bakımından çok daha yüksek. Türk toplumu aynı zamanda girişimci bir toplum. Ortalama girişimci yaşı 31,5’la en genç gurubu oluşturuyor. Bu anlayışla Türk ve Hollandalı girişimcilerin sayısı eşit oranda.
Bundan sonra ki yıllarda yapılması gereken, değim yerindeyse dışa açılmaktır. Kendimizi daha iyi tanıtmaya, daha iyi ilişkiler kurmaya ve kendimizi bu anlamda geliştirmeye ihtiyacımız var. Gazetelerde kötü haberler çıkabilir, ama eğer bizler bu haberleri üreten ve tüketen olmazsak etkili olamayız. Hem üretiminde hem tüketiminde yer almazsak, Hollanda gündemini takip etmezsek, maalesef başarılı olmamız da o kadar kolay olmayacaktır. Maalesef medya üretiminde yer almıyoruz. Hollanda genel medyasından söz ediyorum, bu da bizim hakkımızda yanlış ön yargıların taraflı haberlerin sıkça yer almasına maalesef neden olabiliyor. Bir de tabii ki çok okumamamız bunun temel nedenlerinden bir tanesi.