Yeni sezonda belirsizlikler

 

ahmet-suat-ari-web

 

 

Erken seçimin olup olmayacağını şimdiden kestirmek zor, kesin olan bir şey varsa o da 19 Mart 2014’te yerel seçimlerin olacağıdır. Şayet kamuoyu yoklamalarından çıkan sonuçlar sandığa da yansırsa, yerel yönetimlerde büyük depremler olacaktır.

Yaz tatilinin sona ermesiyle başlayan yeni sezon bir çok açıdan oldukça heyecenlı geçeceğe benziyor. Bir taraftan ekonomik krizden kaynaklanan belirsizlikler ve onun ortaya çıkardığı yeni problemler, diğer taraftan Mart ayında yapılacak yerel seçimler ve bu seçimlerden sonra ortaya çıkacak tablo zihinleri şimdiden meşgul etmektedir. Bunlar toplumun genelinin merak ettiği durumlar. Tabii ki bir de bizim gibi azınlıkları ilgilendirirenler var. Bunların sezon boyunca sürekli gündemi(mizi) meşgul edeceğini söyleyebiliriz.

An itibariyle gözler Prinsjesdag olarak adlandırılan ve hükümetin parlementer sezon boyunca hedeflediği icraat ve programların kral tarafından okunduğu (Troonrede), eylül ayının 3. salısına çevrildi. Üstelik bu, nisan sonunda tahtı annesi Kraliçe Beatrix’ten devralan Kral Willem Alexander’in ilk “Taht Okuması” da olacak. Bu yıl 17 Eylüle denk gelen Prinsjesdagda ilan edilecek hedeflerin bazıları malum iken, bazıları merakla beklenmektedir. Özellikle ekonomik krizle mücadelede kat edilen yol ve yeni tedbirlerin olup olmayacağı, en azından kısa vadede, da merak edilen konular arasında.

Her ne kadar Prinsjesdag her zaman büyük anlam ifade etse de, bu yılki anlamı bir başka olacak. Zira hükümeti teşkil eden VVD ve PvdA’nın kamuoyu desteği tarihin en düşük seviyesindedir. Parlementoda toplam 79 sandalyeye sahip olan iktidar partilerinin bugün seçim olması durumunda 30-35 civarında sandalye seviyesine düşeceklerini bazı saygın anket kuruluşları iddia etmektedirler. Bu da hükümetin manevra kabiliyetini oldukça sınırlamaktadır. Buna bir de Senato’da azınlık olmaları eklenince işler iyice karışmaktadır. Tabiri caizse her plan için destek dilenmeye mahkum bir iktidar söz konusu olan. Kanaatimce II. Rutte Hükümeti de sürenin sonunu getiremeyecektir, haliyle bir erken seçim kuvvetle muhtemeldir.

Erken seçimin olup olmayacağını şimdiden kestirmek zor, kesin olan bir şey varsa o da 19 Mart 2014’te yerel seçimlerin olacağıdır. Şayet kamuoyu yoklamalarından çıkan sonuçlar sandığa da yansırsa, yerel yönetimlerde büyük depremler olacaktır. Anketlerde başı çeken PVV’nin bir kaç belediye dışında seçimlere katılmayacak olması ise sonucu iyice belirsiz kılmaktadır. PVV seçmeninin kime yöneleceğini kestirmek hemen hemen mümkün değildir. Bir kısmının sandığa gitmeyeceği kesin olmakla birlikte, bir kısmı da mahalli partileri tercih edecektir. Eğer 19 Marta kadar politik arenada mucizeler olmazsa çok dağınık bir tablo ortaya çıkacaktır.En büyük partilerin %20’lik bir oy oranını bile bulamayacağı meclislerde günlük yönetimi oluşturmak oldukça zor olacaktır. Hatta 5-6 partiden oluşacak koalisyonlar bile söz konusu olabilecektir.

Yerel seçimler biz Türkler için de oldukça heyecenlı geçecektir. Siyasi partiler aday listelerini önümüzdeki 1-2 ay içinde hazırlayıp kampanyaya başlayacaklar. Dikkatler listelerde kimlerin yer alacağına çevrilecek. Türklerin yoğun ve etkin olduğu Rotterdam, Amsterdam, Den Haag ve Utrecht gibi şehirlerde mevcut durumun korunup korunamayacağı da zihinleri meşgul etmekte. Özellikle Rotterdam biz Türklerin projektörünü çevireceği belediyelerden olacak. Zira Rotterdam’da Türk asıllı siyasetçilerin tasfiyesi uzun zamandır bazı mihrakların meşgalesi haline gelmişti. Şimdi gözler bu tasfiye çabalarının sonuç verip vermeyeceğine çevrilecek.

Önümüzdeki dönem siyaset dışında da oldukça farklı gelişmelere gebe. 30 Eylülde STK’ların desteğiyle avukatlar Nazmi Türkkol ve Fadime Kılıç’ın açmış olduğu “Ana Dili Davası” duruşması Den Haag’da yapılacak. Hakimin davayı lehimize değerlendirmesi durumunda çok ciddi bir kazanım elde etmiş olacağız. Bu durumda ana dili eğitimi bir temel insan hakkı olarak tescillenecek ve devlet bunu mümkün kılmakla yükümlü olacaktır. Son zamanlarda ikili anlaşmalaradan doğan haklarla ilgili bazı mahkemelerin aldığı kararları dikkate alınca insan ümitlenmiyor değil. Haydi hayırlısı diyelim.