İlişkiler: Bağlanmak mı, Kaçmak mı?

Her ilişkide ufak tefek birtakım sorunlar olur. Ayrı görüşler, farklı ilgi alanları, çocuk yetiştirme hakkındaki farklı düşünceler gibi meseleler tartışmalara yol açabilir. Ancak bir sorun var ki birçok kişi bu sorunun farkında bile değildir. Bu sorun küçük gibi görülse de çiftlerin birbirlerine tahammül sınırlarını zorlar ve bitme aşamasına kadar yol açar.
Sevgili ile veya evlilikte yaşanan ilişki sorunlarının birçoğu, gerçekte ilişki sorunu değildir, partnerlerin kişisel sorunlarıdır. Bu sorunlar genelde ilişki içerisinde kendini gösterdiğinden dolayı ilişki sorunu olarak algılanır. Aslında birçok insan çocukluk döneminden beri taşıdığı kendi bireysel iç sorunlarını ilişki içerisinde partnerine yansıtır.
İlişki içinde yanlış erkek ya da kadın yoktur, sadece yaralı insanlar vardır! Bir insan sevgiye duyulan ihtiyaç doğrultusunda hareket eder. Sadece sevmek ve sevilmek ister, fakat maalesef kalbini her zaman sevgiye açamaz. Eğer bir insan kalbini sevgiye açamıyorsa, bunun mutlaka bir nedeni vardır.


Partner ilişkisinin seyrinde anne baba ile kurulan ilk ilişkiler belirleyicidir. Bir çocuk anneye ve babaya ilk nasıl bağlandıysa, sevgiliye de öyle bağlanır. Çocuklukta ebeveynlerle güvenli bir bağlanma oluşmuş ise yetişkinlikte romantik ilişkilerde de bu kişi kendisini güvende hisseder ve güvenli bağlanır.


Güvenli bağlanmanın oluşabilmesi için, çocuk ihtiyaç duyduğunda ebeveyn çocuğun yanında olmalı, ihtiyaç yokken ise çocuğu özgür bırakmalıdır. Çocuğun ihtiyaç duyduğu zamanlar anne veya baba yanında olmadığında çocuk kendini güvende hissetmez ve bilinçaltında korku ve güvensizlik hissi oluşur. Bunun yanı sıra anne veya baba çocuğa mesafeli, soğuk, alaycı, aşağılayıcı veya kötü davrandığında çocuğun bilinçaltına boşluk duygusu, reddedilme, anlayışsızlık ve yakınlaşamama gibi birçok deneyim yerleşir. Bazen de hastalık veya çok çocuk olması gibi dış etkenler anne ve babaların çocukla gerektiği gibi ilgilenebilmesini engeller. İlgi ve şefkat eksikliğinin nedeni her ne olursa olsun etkileri hep aynıdır. Bu durumda çocuk güvenli bağlanamaz ve güvensiz bağlanma stilleri geliştirir.


Çocukluk döneminde anne veya babaya güvenli bağlanamayan kişilerin, geliştirdikleri bağlanma stilleri daha sonraki ilişkilerine de yansır ve ilişkilere nasıl baktıklarını, ilişki içinde nasıl davrandıklarını etkiler. Güvensiz bağlanma stilleri geliştirmiş kişiler ya partnerlerine tamamen yakın olmak isterler, ya da yakın duygusal ilişkilerden kaçınırlar.
Çocukluk döneminde güvenli bağlanamayan kişiler bağlanma sorunu geliştirirler. Bağlanma sorununun iki ayrı bağlanma stili vardır: Kaybetme korkusu ve bağlanma korkusu. Her iki stilin altında da aslında terk edilme korkusu yatar. Bu stilleri geliştiren kişilerin bilinçaltlarında partnerleri tarafından terk edileceklerine dair bir korku bulunur. Bu korku aslında partnerle alakalı değildir. Küçük çocuğun anne veya baba tarafından ilgi ve sevgi görmediğinden dolayı onu her an terk edebilecekleri düşüncesi ve korkusudur.


Kaybetme korkusu geliştirmiş kişi, terk edilmemek için partnerine saplantılı bir biçimde bağlanmaya çalışır ve sürekli partneriyle birlikte zaman geçirmek ister. Partnerine yakın olma arzusu o kadar yüksektir ki, partnerini boğar ve birçok zaman partnerinin kaçmasına sebep olur. Bağlanma Korkusu geliştirmiş kişi ise, terk edilmenin acısını yaşamamak için partnerine duygusal bağlanmaktan kaçınır. Çünkü duygusal anlamda bağlanmaz ise terk edildiğinde acı çekmez. Bu yüzden daha yüzeysel ilişkiler kurar ve ilişkilerde gerçek sevgi ve samimiyeti bir türlü bulamaz. Bu stildeki kişilerde bağımsız ve özgür bir birey olma arzusu çok yüksektir.


Her iki stil aynı kişide kendini gösterebilir. Kişi ilişkinin birinde kaybetme korkusu yaşarken o ilişki bitip yeni bir ilişkiye başladığında yeni ilişkisinde bağlanma korkusu yaşayabilir. Hatta aynı ilişki içerisinde partnerlerde bağlanma stilleri değişebilir. Örneğin erkekte bağlanma korkusu, kadında kaybetme korkusu varken, ilişkinin ilerleyen sürecinde erkek birden kaybetme korkusu kadın ise bağlanma korkusu yaşayabilir.


Sizde sık sık âşık olup bir türlü karşılık görmüyorsanız, çok zor âşık oluyorsanız, her seferinde ciddi bir ilişki istemeyen ya da zaten bir ilişkisi olan kişilere âşık oluyorsanız, sürekli kısa süreli ilişkiler yaşıyor ya da ilişki ciddi bir seviyeye geldiğinde tereddüt edip kaçıyorsanız, o zaman muhtemelen sizde de bağlanma sorunu vardır!


Tüm sorunlarda olduğu gibi bağlanma sorunlarına da çözüm bulmak ancak sorunun farkında olmak ve nedenlerini anlamakla mümkün olur. Kendinizin ve ilişkinizin farkında olun.




Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!