“İnsan hangi ortamdaysa, sahip olduğu değerlerin, bilginin, birikimin hakkını vermesi gerekiyor”

Ahmet Furkan GÜNGÖREN’le Stichting Lezen Leven’i konuştuk

Vakfınız Stichting Lezen Leven’in faaliyetlerinden, vakfın kuruluşundan bahsedebilir misiniz?
Türkçesi “Okuma ve Yaşama Vakfı” olan Stichting Lezen Leven, 2013 yılında, Kur’an-ı Kerim’in Hollandaca mealini hazırlanma projesi çerçevesinde kuruldu. Mealin ortaya çıkması 7 yıl sürdü. İlk baskımızı 2013 yılında yaptık ve vakıf kurularak, o zamana kadar oluşturulan emeğin hepsi vakfa devredildi. Meal ilk çıkarıldığında Hollandaca farklı mealler bulunuyordu fakat açıklamalı bir meal yoktu. Dolayısıyla, Kuran-ı Kerim’i Hollandaca daha güzel ifade eden bir meal çıkarılabileceğini düşündük ve bu proje üzerine vakfımızı kurduk. Sonrasında, vakfımız aracılığıyla topluma faydalı olacak farklı kitapların Hollandaca basılması faaliyetlerini hayata geçirdik. Vakfımızda, sosyal konular ile ilgili toplumumuzun kendini geliştirebilecekleri, üzerine konuşabilecekleri seminerler de düzenleniyor. Web sitemizde bu seminerleri ve detaylarını yayınlıyoruz, bir dönem için konular belirleniyor ve o konunun uzmanları tarafından seminerler veriliyor.

Vakfın yönetiminden bahsedebilir misiniz?
Vakıf ilk kurulduğunda Arif Akdemir başkanlık yapmıştı. Sonrasında Ergün Madak başkanlık görevini devraldı. Şimdi de bendenizin başkanlığında gençlerden oluşan yeni yönetim oluşturduk. Onlardan sonraki nesil olarak Hollanda’da eğitim almamız, diline, kültürüne hakim olmamız sebebiyle bize güvendiler ve bu senenin başından itibaren yönetimi tamamen gençlere yani bize devrettiler.

Kur’an-ı Kerim mealleri ücretli mi dağıtılıyor?
Evet ücretli dağıtılıyor ama hiçbir kâr amacı güdülmeksizin ücretli dağıtılıyor. Çünkü meallerin satışından elde edilen gelir yeni baskılar için kullanılıyor. Şimdiye kadar 3 baskı yapıldı. İlk baskıda 20.000 adet, ikinci baskıda 15.000 adet ve üçüncü baskıda da 15.000 adet olmak üzere toplamda 50.000 adet Hollandaca açıklamalı Kur’an-ı Kerim meali yayımlandı.

Dağıtımı nasıl sağlıyorsunuz ve projeye ilişkin geri dönüşler ne yönde?
İlk baskıdan sonra bir tanıtım akşamı düzenlendi. Web sitemiz var oradan tanıtım yapıyoruz. Vakfımıza katılanlar aracılığıyla da dağıtımlar gerçekleştiriliyor. Meal hem açıklamalı olduğu için hem de dili çok anlaşılır olduğundan insanlar arasında duyuldukça yayılıyor. Hollandaca başka bir açıklamalı Kur’an-ı Kerim meali olmadığı için birçok mühtediden de olumlu, güzel geri dönüşler aldık. Meal Hollandaca olduğu için hem Hollanda’da hem de Belçika’da talep görüyor. Ramazan ayında çok talep oluyor. Hatta Ramazan ayındaki talep, yıl içerisinde diğer aylardaki talebin toplamından kat kat daha fazla oluyor. Kargoyla da ulaştırabiliyoruz, bizzat gelip buradan bizden alanlar da oluyor. Dolayısıyla, sadece Türklerin ve Faslıların değil her kesimden, her ırktan insanın Kur’an-ı Kerim meali almak istediklerini görebiliyoruz. Mühtediler çok talep gösteriyor. Büyük boyda Arapça ve meal var, küçük boyda sadece meal var. Gayrimüslimlerin de sipariş ettiğine şahit oluyoruz. Meal kargoladığımız alıcıların isimleri arasında Türk veya Faslı isimlerinin yanı sıra farklı isimlerin de olduğunu fark ediyoruz.

İleriki dönemler için farklı projeleriniz var mı?
Mealin ismi “De Levende Kur’an” yani “Yaşayan Kur’an” anlamına geliyor. Kur’an-ı Kerim’e Hollanda’da olumsuz bir bakış açısı olmasından ötürü, insanlara doğru bir şekilde veya hiçbir şekilde Kur’an-ı Kerim’in gerçek manâsının ulaşmadığını görüyoruz. Biz bu projeyle gerçekten Kur’an-ı Kerim’in mesajını aktarmanın doğru olduğunu bulduğumuz için ve teknoloji çağında yaşadığımız için Kur’an-ı Kerim mealinin uygulamasını çıkardık. Diğer taraftan, Hollandaca Kur’an-ı Kerim meallerinde seslendirilmiş bir meal yok. Bunun üzerine çalışıyoruz. Farklı kitap baskılarımız da var. Hollanda’da İslâmî İlkokulların kuruluş hikâyesini anlatan bir kitap yazılmıştı onu da vakıf olarak baskıladık. Bu tür projelere açığız ve devam ettirmek istiyoruz.
Gençlerin, vakfınızın faaliyetlerine katılımı ile ilgili ne söylemek istersiniz?
Biz farklı fikirlere açığız. Vakfın amacını ve Kur’an-ı Kerim’in mesajını aktarmak için farklı yolların olabileceğini biliyoruz. Gençlerin de bize bu konuda ilham kaynağı olacağını, katkı sağlayacağını düşünüyoruz ve gençlerin katılımını önemsiyoruz.

Böyle kıymetli bir amaca hizmet eden biri olarak yaşıtlarınıza ve gelecek nesile ne söylemek istersiniz?
İnsan hangi ortamdaysa, sahip olduğu değerlerin, bilginin, birikimin hakkını bir şekilde vermesi gerekiyor. Örneğin; biri zekidir, zekâsının hakkını vermesi gerekir; birinin parası vardır, parasının hakkını vermesi gerekir; biri güçlüdür, o gücünün hakkını vermesi gerekir ya da birinin organizasyon gücü vardır, onun hakkını vermesi gerekir. Şu an üçüncü nesil var burada ve artık onlar önceki nesillere kıyasla çok daha bilinçliler, okuyorlar, gayret gösteriyorlar. Üzücü olan Pandemi süreciyle birlikte bireysellik çok ön plana çıktı ve sosyal aktiviteleri azalttı. Biz bu toplum içerisinde yaşıyorsak, herkes gücü ve sahip olduğu değer nispetinde onun hakkını vermeli. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” demiş atalarımız; biz dernek ve vakıflar aracılığıyla bir araya gelerek bir fayda ortaya koyabiliyoruz. Toplumuzda da hep söylenir; 1+1=2 yapar ama 1 ile 1!i yan yana getirdiğimiz zaman 11 yapar, 1 daha eklersek 111 yapar… Bizim bunu gerçekleştirebilmemiz için bir çatı altında toplanmamız, kenetlenmemiz ve böylece topluma geri dönüş olarak katkı sağlamamız gerekiyor. Vakıflar ve dernekler de özellikle gençlerin bir araya gelmeleri, 1’den 11 ve 111 yapmaları için çok güzel birer imkân. Kişi kendisine, ailesine, topluma fayda sağlamak istiyorsa bu tür çalışmaların içerisinde aktif olmaları gerekiyor. Aksi takdirde insanlarımız özellikle gençlerimiz toplum içerisinde eriyip gidiyorlar. Gençlerin de hayatlarının haklarını vermeleri gerekiyor.

Gençler vakfa ne gibi katkı sağlayabilir?
Gençler düzenlediğimiz seminerlere katılabilirler, Kur’an-ı Kerim’in daha çok insana ulaşmasında aktif rol alabilirler. Yardımlarını nasıl değerlendireceklerine dair vakfa mail atarak görüşebilirler.

Son olarak ne söylemek istersiniz?
Vakıftaki işlerle ilgilenirken, insan, hayatın çok hızlı geçtiğini fark ediyor. Bir de hayat sadece kariyerden, işten, hatta Kur’an-ı Kerim’den mesaj olarak belirtmiş olalım; maldan ve mülkten ibaret değil. Dolayısıyla, topluma hizmet etme işinin çok önemli olduğunu insan hissediyor ve görüyor. Hepimiz faniyiz ve insan sadece dünyevî işlere ömrünü adayınca aslında fıtratı içten içe buna karşı geliyor. İnsan, bu tarz gönüllülük esaslı işlerle birlikte hem bunun önemini fark ediyor, hem de insanın kendisi için ve toplum için olan faydasını hissediyor.

 

Röportaj | SÜMEYYE NUR KARA – Fotoğraf | KAMALİA CEYLİNOVA




Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

error: Content is protected !!
Haber her gün e-postanıza gelsin

Haber her gün e-postanıza gelsin

Yeni haberleri e-postanıza ulaştırmamız için mail adresinizi girmeniz yeterli.

You have Successfully Subscribed!